
Biz hepimiz aynı milletin evlatlarıyız, müslümanız, kardeşiz ama çoğumuz hayatın asıl bilinmesi gereken hakikatlerini bilemiyoruz. Onun için büyüklerimiz;
” en-Nâsü niyâmün ve izâ mâtû intebehû. ” ” İnsanlar uykudadır, öldükleri zaman uyanacaklar.” demişlerdir.
Hani biz ölünce her şey yok olacak sanıyoruz. Hayır! Ölünce insanların aklı başına gelecek, anlayacaklar. Çünkü perde kalkacak. Çünkü öbür aleme göçmüş olacaklar. O zaman her şeyi tam anlayacaklar ama şimdi insanlar uykuda. Şu gezen insanlar asıl gerçekleri görmedikleri, maneviyatın inceliklerini bilmedikleri için uykuda…
Bizim bu dünyadaki asıl vazifemiz, asıl işimiz Allah’a itaat etmek, ibadet etmek. O’nun sevgisini, rızasını kazanmak…Onun için Hocamız;
” Şeyhlik de boş, müridlik de boş, zenginlik de boş, mevki de boş, makam da boş… İş Allah’ın sevgili kulu olmakta!…” diyor.
Bu çok önemli…Kuru ünvanın kıymeti yok. Sen Allah’ın sevgili kulu ol; mühim olan o!…İş Allah’ın sevdiği, Allah’ın razı olduğu bir kul olmakta…
” Allah’ın sevgili kulu nasıl olunur? ”
Kur’an-ı Kerim öğrenilip bilindiği zaman, Peygamber Efendimiz’in sünneti öğrenilip uygulandığı zaman Allah insanları sever. Çünkü âyet-i kerimede şöyle buyuruluyor:
” Kul in küntüm tuhibbûna’llâhe fettebiûnî yuhibibkümu’llah” ( 3/Âl-i İmran,31 )
” O Ehl-i Kitâb, ‘ Bizim de dinimiz var, biz de Allah’ı seviyoruz!’ diyen o yalancılar…Onlara söyle ey Resûlüm, onlar gerçekten Allah’ı seviyorlarsa, Allah’ın peygamberine, sana tabi olsunlar; o zaman Allah onları sever.”
Resulallah’a tabi olanı Allah sever.
Mürşitlerin vazifesi müridi Resulallah’a tabi kılmak, Resulallah’a eriştirmek, böylece Allah’ın sevmesini sağlamaktır.
Bunun için, nefsin terbiye edilmesi, ıslah edilmesi gerekiyor. İnat ediyorsa, ezilmesi, inadının kırılması gerekiyor. Nefsin terbiyesi ve tezkiyesi, hayatımızın en mühim işidir. Bu, müftüye de lazım, profesöre de lazım, bakana da lazım, sultana da lazım, avamdan bir insana da lazım!…Zengine de lazım, fakire de lazım!…Çünkü böyle olduğu zaman Allah seviyor.
Onun için, Sultan I.Ahmed, Aziz Mahmûd-ı Hüdâyi hazretlerine tabi olmuş, onun müridi olmuş;
” Efendim, isterseniz saltanatı bırakayım?…” demiş.
” Bırak” dese , bırakacak.
” Hayır, o hizmettir; devam et!” demiş
Sultan ama nefsinin terbiye edilmesi gerektiği için Aziz Mahmûd-ı Hüdâyi hazretlerine bağlanıyor.
Nasıl ki, Adem aleyhisselam atamız zamanından Peygamber Efendimiz’in ( s.a.v.) zamanına kadar, hiç bir topluluğu, Allah peygambersiz ,nezirsiz, beşirsiz, resulsüz bırakmamışsa; nasıl hepsine kendi emirlerini bildirecek vazifeli bir insan göndermişse;
” Ve in min ümmetin illâ halâ fihâ nezir.” ( 35/Fatır,24 ) ” Hiçbir ümmet yoktur ki ( onların) içinden bir korkutan uyarıcı ( peygamber) gelip geçmiş olmasın.”
ayet-i kerimesi bunu açıkça gösteriyor. Peygamber Efendimiz’den ( s.a.v.) sonra da hiç bir zamanda, bu vazifeyi yapacak insanlar eksik olmamıştır. Nasıl insanın kendi kendisini ameliyat etmesi mümkün değilse, nasıl hasta olduğu zaman bir doktora gitmesi gerekiyorsa; asıl iş, nefsini terbiye edecek bir kimseye teslim olup, Allah’ın rızasını kazanmasıdır!…
” Aslında müridlikte iş yok, şeyhlikte iş yok!” diyor. Çünkü halvete girersin, hırka giyersin, şeyh olursun ama Allah’ın sevgili kulu olamazsan, prosedürü yerine getirdiğin halde, kıymeti olmaz. Sonunda mühim olan, Allah’ın sevgili kulu olmaktır. Esbâbına tevessül edeceksin, eğitimini göreceksin ama Allah’ın sevgili kulu olmaya çok dikkat edeceksin.
İşte o da, böyle büyük zâtlarla oluyor. Böyle büyük zâtlar da, her hallerinden, her hareketlerinden keramet fışkıran insanlar oluyor. Rüyalara tasarrufâtı oluyor. Rüyaları bilmek ayrı, bir de rüyayı göstertmek ayrı…Uyuyan bir insana istediği rüyayı göstertmek kabiliyeti oluyor.
Acaba buna hadis-i şeriften delil var mı?
Elbette var: ” Nafile ibadetleri yapa yapa, kul Allah’a yaklaşır. O zaman Allah o kulun görüşünü, duyuşunu, söyleyişini, tutuşunu, gidişini olağanüstü yapar. Benimle görür, benimle duyar, benimle tutar, benimle yürür.” ( Buhari “Rikak” ,38;…) diye hadis-i kudsi var…Bu elbette böyle oluyor.
Bu büyüklerimiz, bizi terbiye etmek için vazifeli kimseler…Geldiler, vazifelerini yaptılar. Allahu Teala hazretleri cümlemizi cennette, Firdevs-i âlâ’da buluştursun…Seviyoruz; kişi sevdiğiyle beraber olacak.
…….
Onun için salih kimseleri sevmek çok büyük bir nimet…Tabii, salih insanları sevmekten, Resulallah’ı sevmeye ulaşıyor insan…Resulallah’ı sevince da Resulallah’la ( s.a.v.) beraber olacak!…
Allahu Teala hazretleri bizi lütfuyla, keremiyle, sevdiği yollara soksun, sevdiği kimselerle dost eylesin!…Ömrümüzü sevdiği, razı olduğu bir şekilde geçirmeyi muvaffak eylesin!…Huzuruna sevdiği, razı olduğu bir kul olarak varmayı nasip eylesin!…
Prf.Dr. Mahmud Es’ad Coşan