Derin kavrayış sahipleri anlamına gelen ulu’l-elbâb (akıl sahipleri) göklerin ve yerin yaratılışıyla ve geçmiş günahlarının silinmesiyle ilgili olarak ayaktayken, otururken veya yatarken şöyle düşünerek Rablerine yakarışta bulunurlar:
“….Ey Rabbimiz! Sen bunların hiçbirini anlamsız ve amaçsız yaratmadın. Sen yücelikte sınırsızsın. Bizi ateşin azabından koru!
- Ey Rabbimiz! Kimi ateşe mahkum edersen, kuşkusuz onu alçaltmış olursun ve bu zalimler hiç bir yardımcı da bulamazlar.
-Ey Rabbimiz! Bizi imana çağıran bir ses (davetçi) duyduk: ‘Rabbinize iman edin!’ ve böylece imana geldik.
- Ey Rabbimiz! Günahlarımızdan ötürü bizi affet ve kötülüklerimizi sil, ve iyilerle beraber canımızı al!
- Ey Rabbimiz! Elçilerin vasıtasıyla vaad ettiğin şey: bize bahşet ve kıyamet günü bizi mahçup etme! şüphesiz, sen sözünden asla caymazsın!” (3/Ali-imran, 191-194.)
|