Giris Için Bir Nick Yaziniz :


Hoşnutsuzluğun isyankâr dili: Şeyh Said
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (No Ratings Yet)
Loading ... Loading ...

Altan ALGAN
Tarihe kaydı düşmüş bir isyanı bugünden ele aldığınızda, çoğu zaman araya giren uzun yılların gölgesi düşer söze ve yazıya.
İnsanı alarme eden, hangi manada olursa olsun direnişe çağıran bir sözcük isyan. O nedenle başka sözcüklerden daha anlamlı ve telaşlıdır. Bir duyarlılığın zalim/ler tarafından hiçbir zaman yok edilemeyeceğine dikkatimizi çeker telaşlı telaşlı. İsyan anti olma halinden doğar; ne belirlenebilir, ne tarif edilebilir, ne sınıflandırılabilir ne de tam olarak öğretilebilir. Ayrıca tözü buna müsait değildir, bir anlamlar dünyasıdır çünkü o. Uyuma da müsait değildir tabiatıyla.
Tüm ülkenin iplerinin ele alınacağı bir değişim döneminde isyan eden Şeyh Said ve isyanı söz konusu olduğunda gücün allak bullak ediciliği karşısında ortaya konulan mukavemeti görüyoruz.

Ermeni tehcirine karşı çıktı
Şeyh Said 1866 yılında Palu’da Şeyh Mahmut`un oğlu olarak doğmuştur. Palu, Muş, Malazgirt`te eğitim gördükten sonra babasının Hınıs`a göç etmesiyle oraya yerleşmiştir. “Uslu değilimdir böyle zamanlarda” dercesine gücün abanan sahteliğinin dışavurumu olan Ermeni tehcirine karşı çıkan fetvalar vermiştir. Sözün kana(t)masına karşı koymuştur bir anlamda. I. Dünya Savaşı sırasında Rusya İmparatorluğu`nun Doğu Anadolu`ya ilerlemesinden dolayı Piran`a taşınmak zorunda kalmış ve savaştan sonra Hınıs Kolhisar`a yerleşmiştir.
Burada her şeyi külrengi bir düzene dönüştüren yıllarda vedalaşmaların ilmini de öğreniyordu insanlar. Ya susuyorlar ya da konuşuyorlardı. Her ikisi de bir süre sonra muktedirlerin iktidar uzmanlığını kanıtlamalarına neden oluyordu. Karıştırdığım kitapta bir soru: “İsyan nerede başlar?” Uzayıp giden bir boşluk beliriyor gözlerimin önünde renksiz sayfada soluk renkleri tarihin. Durgun bir havada ağır ağır ilerleyen bir düzen. Ve belli belirsiz sallanan bir dal uzakça bir yerde. İsyanın başladığı ve bittiği yer. Çığlık çığlığa bir sessizlik içinde. O nedenle “İkinci Adam” İsmet İnönü şöyle demişti: “Şeyh Sait İsyanı Kürtlerin bu umumi tutumundan ayrılan bir sapmadır." Belki sadece onlar için değil genel içinde sapmalardan biridir. İnönü’nün söz ettiği “isyan”, Türkiye’nin siyasi tarihinde önemli bir dönüm noktasına işaret ediyordu.
Peki, bu isyan kimin yanında durur daha çok? İnsanlık halleri içinde kurtuluşun yanında durmaz mı? Taha Akyol isyanla ilgili olarak şu belirlemeyi yapıyordu: “Şeyh Sait İsyanı hem İslâmidir hem de etnik anlamda bir Kürt hareketidir. 1924’te hilafetin kaldırılması büyük şok yarattı. Çünkü hilafet Türklerle Kürtler arasında güçlü bir bağdı. Devletin giderek değişen Türk vurgulu dili karşısında Kürtler kendilerini yabancılaşmış hissediyorlardı. Bir de Güneydoğu’da halkı ayaklanmaya hazırlayacak olan network de zaten hazırdı. Şeyhlerin ve feodal ağaların, Cumhuriyet’in Türkçü ve laikleşmeci karakteriyle problemi vardı. Şeyh Sait işte o düğmeye bastı! İrili ufaklı birçok Kürt isyanı oldu. Bunların üçü çok önemlidir. 1925 Şeyh Sait, 1930 Ağrı, 1937 Dersim İsyanları…”
Sözcüklerle sınanır insan bazen, hatta çoğu zaman. Mahkemede Şeyh Said ve diğerleri Kürt dili, kültürü ve gördükleri baskıları ne kadar dile getirdiler, sorusunun peşinden gidilmelidir. Ama şu bir gerçek: Kürt milliyetçiliği, isyanı, pür milliyetçi olarak kabullendi. İslamcılar ise hareketi İslamcı bir başkaldırı olarak savundular. Onun en net ifadelerden birinde de hiçbir zaman ulusçu olmadığını şu sözlerinden de anlamak mümkündür: "Hamdolsun Müslüman’ız. Kürt, Türk yoktur. Bütün hattı harekâtımızı Kur`an-ı Azimüşşan’dan ihraç ediyoruz.” Onun bu manalı uyarısı, bağrında kavmiyetçiliğe dair ilginç ve önemli uyarılar taşıyor. Her şeyden önce İslam’ı bir belirlenen değil, bir belirleyen olarak değerlendiriyor. Sözler döküyor berrak ve sahih, bir kanaviçe gibi ak duyacak kimse yok mu, dercesine.

Nisyana isyan
Tüketen iktidar karşısında öfkenin benzersizliği olarak görebileceğimiz isyanın en büyük sebebi Ankara’nın araçsal olarak kullandığı Müslüman kardeşliği temasını bırakarak, sözcüklerini kırpa kırpa doğru söylemeye başlayarak, ruhumuzla aramıza açtığı yaralı yarıkları derinleştirerek birden bire jakoben laik ama aynı zamanda Türkçü kesilmesidir. Kırılma noktası, Şeyh Said isyanından on ay önce medreselerin yasaklanması ve Hilafetin kaldırılmasıdır. Şeyh Said ayaklanması, Osmanlı imparatorluğundan kalan bakiyeyi savunmak ve kurtarmak için Türklerle birlikte savaşan Kürtlerin yeni yönetimin, cumhuriyetin ilânından sonra ve hilafetin de kaldırılmasıyla birlikte artık ulusçu bir temele dayanan bir Türk devleti olarak tesis edilmesi karşısında duydukları hoşnutsuzluklardan kaynaklanmaktadır.
David McDowall şöyle yazar: “Hilafetin kaldırılması… Kürtlerin Türklere karşı duyduğu son ideolojik bağı da kopardı. Türkiye’nin 1912-22 arasındaki savaş yıllarını aşmasına yardımcı olan Kürtler, bu kez onun düşmanları haline geldiler. Bunlar, dindar şeyhler ve eski Hamidiye ağalarıydı ki, Halife’nin savunulmasına samimi olarak inanıyorlardı. Şimdi bu insanlar arasında, onların daha önceden en ufak bir bağlantı kurmayı kabul etmedikleri kişiler, yani Kürt milliyetçileri, bir direniş geliştireceklerdi.” Bir diğer sebebini ise 1924 Mart`ında mahkemelerde yalnızca Türkçenin kullanılması ve Kürtçenin okullarda yasaklanması oluşturmaktadır. O yüzden inkârı asıl iş bilenlerin ötesinde isyanın zemini her iki bakımdan da hâlâ günceldir.
13 Şubat 1925’te eğitimli Nakşibendi (Zaza) Şeyhi Said’in, Bingöl`ün (o zamanki adıyla Çapakçur`un) Ergani ilçesinin (bugün Diyarbakır’a bağlı) Eğil bucağına (bugün Diyarbakır’ın ilçesi) bağlı Piran köyündeki evine sığınan bir grup asker kaçağını almak üzere gelen jandarma müfrezesiyle çatışmaya girmeleri kısa sürede genişleyecek yaygın bir ayaklanmanın kıvılcımını oluşturdu. Genç vilayetinin merkez kazası Darahini`yi basarak valiyi ve öteki görevlileri esir alan Şeyh Said, halkı İslam dini adına ayaklanmaya çağıran bir bildiriyle hareketi tek bir merkez altında toplamaya çalıştı. Mistan ve Botan aşiretlerinin desteğini aldıktan sonra Genç ve Çapakçur üzerinden Diyarbakır`a yöneldi. Maden, Siverek ve Ergani`yi ele geçirdi. Şeyh Abdullah`ın yönettiği başka bir ayaklanma kolu da Varto üzerinden Muş`a doğru harekete geçti. Varto`yu ele geçiren isyancılar, Muş`a ilerledilerse de halktan toplanan yardımcı kuvvetlerle Murat Köprüsü civarında mağlup edilip, Varto`ya geri çekilme­leri sağlandı. Gelişmeler üzerine hükümet doğu vilayetlerinde sıkıyönetim ilan etti Ayaklanmacıların üzerine gönderilen ordu birlikleri Kış Ovası`nda Şeyh Said kuvvetleri karşısında tutunamayarak Diyarbakır`a çekilmek zorunda kaldı. Ertesi gün Elazığ`a giren Gökdereli Şeyh Şerif yönetimindeki başka bir ayaklanma kolu kenti kısa süre de olsa denetim altına aldı. 7 Mart`ta Şeyh Said`in emrindeki 5000 kişilik bir kuvvet Diyarbakır`a saldırdı.


Giris Için Bir Nick Yaziniz :

Başlık : Hoşnutsuzluğun isyankâr dili: Şeyh Said
Ekleyen : admin
Tarih : Mayıs 29, 2010
Izlenme : 95 Bugün: 1
Yorumlar : Yorum Yok
Kategori : Islam Tarihi

Yorumlar : Sende Yorum Yaz!



Sayfa URL :
BBC Code :
Stumble  FaceBook  digg    deli  blink  reddit  google 

Kule ve zirvesindeki kapalı oda - Video İzle
Kule ve zirvesindeki
Aralık 20, 2011
islam dini sohbet odaları
Izlenme : 156759 Bugün: 753
Mükemmel Fabrika - Video İzle
Mükemmel Fabrika –
Aralık 20, 2011
islam dini sohbet odaları
Izlenme : 156685 Bugün: 748
His ve vehim mertebesinde yaratılmış olan madde - Video İzle
His ve vehim mertebesinde
Aralık 20, 2011
islam dini sohbet odaları
Izlenme : 156738 Bugün: 748
Yazar Adnan Oktar - Video İzle
Yazar Adnan Oktar –
Aralık 20, 2011
islam dini sohbet odaları
Izlenme : 156633 Bugün: 749
Türk İslam Birliği - Video İzle
Türk İslam Birliği
Aralık 19, 2011
islam dini sohbet odaları
Izlenme : 156567 Bugün: 747
HÜR ADAM FİLMİNDE BAHSİ GEÇMEYEN, ÇOK ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR - Video İzle
HÜR ADAM FİLMİNDE
Aralık 19, 2011
islam dini sohbet odaları
Izlenme : 156614 Bugün: 750