MEKKE’NİN FETHİ veya KALBİN FETHİ
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (No Ratings Yet)
Loading ... Loading ...

MEKKE’NİN FETHİ veya KALBİN FETHİ

Allah Teala, yeri ve gökleri altı günde, yani altı merhale ve dönemde ya"*"ratmıştır. Başlangıçta "duhan", yani bir toz bulutu şeklinde bitişik olan yer ve gök, birbirinden ayırt edilmiş ve Hak Teala, önce yeryüzünü yaratmış, sonra gökleri, yedi gök şeklinde düzene koymuş, daha sonra da yeryüzünü, misafirine uygun olacak tarzda uzatıp, yayıp, döşemiştir. (Araf, 54; Yunus, 3; Hud, 7; Furkan, 59; Hadid, 4.)

Zayıf da olsa bazı rivayetlerde, Mekke’nin odak noktası olan ve ona bu şerefi kazandıran Ka’be’nin yerinin, yeryüzünden iki bin yıl önce yaratıldığı ve bu çekirdeğin, adeta yeryüzünün to"*"humu gibi bir vazife yaparak, dünyanın, Ka’be’nin altından çekilip, uzatılıp, yayılıp yuvarlak hale getirildiği ve Al-i imran Suresi 96. ayetindeki "insanlar için ilk kurulan ev, dünyalar için mübarek ve hidayet rehberi olan Mekke’deki Ka’be’dir." ifadesinin de buna işaret olduğu söylenmiştir. Ama her halükarda bunlar uzak ihtimaller değildir. Çünkü Cenab-ı Allah, Kur’an’da, bu şehre "Ümmü’1-Kura" yani "Bütün şehirlerin anası" unvanını vermiş ve böylece sanki bütün dünya şehirlerinin ondan doğduğuna ve onun dünyanın mer"*"kezi olduğuna işaret etmiştir. (Bkz. Kur’an Sembolizmi Sadık Kılıç, s. 129. 145. Kılıç Yayınları, Ankara 1991)
Bu düşünceden hareket ederek, kainatın merkezinin dünya, dünyanın da merkezinin Mekke ve Mekke’deki Ka’be olduğunu söylüyoruz. Şüphesiz bunlar, Mekke’nin önemini ortaya koymak için sarfettiğimiz çabalardır. Bu özelliği ile Ka’be’nin maddî olduğu kadar, manevî anlamı da bulunan bir sembol olduğunda şüphe yoktur. Bu yüzden o, ahir zaman ümmetinin ve son dinin kıblesi olmuş inananlar, ibadetlerinde ona yönelmekle ve onun etrafında pervane olmakla emrolunmuşlardır. Dolayısıyla gece ve gündüz, her saniye, dünyanın her yerinde kimi sabah, kimi öğle, kimi ikindi, kimi akşam, kimi yatsı, kimi farz, kimi nafile namaz kılan milyonlarca insan, onun etrafında en ufaktan, en büyüğüne, bin"*"lerce daire üzerinde dizilerek ve ona yönelerek, merkezi Ka’be olan binlerce daire meydana getirmektedirler ve bu da"*"ireler, Ka’be’nin hemen etrafında dip dibe, ondan uzaklaştıkça daha aralıklı olarak, dünyanın en uzak köşeleri ne kadar sürüp gitmektedir.
Yukarıda da bahsettiğimiz gibi, dünyadan çok önce, adeta dünyanın to"*"humu olarak yaratılan kabe toprağı, Hz. ibrahim ve Hz. ismail eliyle dünyada ku"*"rulan ilk mescide, insanlar için ilk eve, bütün alemler için mübarek ve hidayet rehberi olan (Al-i îmran, 96) Ka’be’ye kavuşuyor. Asırlar boyunca, çevre bölgelerde insanlar kapılıp götürülürken, emniyetsiz şekilde, korku içinde yaşarlarken, Allah onu, güven dolu, kutsal bir bölge olarak (Ankebut, 67) ko"*"ruyor. Fakat son ve nihaî temizliğin yapılacağı, gerçek dostlarına kavuşacağı zamana kadar, putperest müşriklerin, putları ve çirkin ibadetleri ile onu kirletmelerine müsaade ediyor.
Hz. Peygamber (a.s.) çok sevdiği bu topraktan müşriklerin zoruyla hicrete mecbur oluyor. Gidiyor ama, geri gelmek ve onu layık olduğu saygıdeğer yerine oturtmak üzere… O’nun ve ashabının hasret ve gurbetle geçen sekiz yılın sonra vuslat vakti gelip çatıyor. Hicretin sekizinci yılında, insanlık tarihinde ben"*"zersiz bir fetih gerçekleşiyor. Elbette bu fethin fatihi de benzersiz bir fatih. Çünkü O, sadece maddede değil, manada da ben"*"zersiz bir fethi gerçekleştirmiştir.
Hicretin altıncı senesinde, hasreti dindirmek isteyen Hz. Peygamber (a.s.) ashabı ile birlikte, umre yapmak maksadıyla ihrama girmiş ve Mekke’ye doğru harekete geçmişti. Mekke’ye bir mil mesafedeki Hudeybiye’ye kadar gelmişlerdi . Savaş için değil, ziya"*"ret için geldiklerinden silahsızdılar. Müslümanlarla Kureyş arasındaki uzun müzakerelerden sonra bu ziyareti ertesi seneye ertelemeyi de içine alan bir an"*"laşma yapıldı. Böylece hasret, bir yıl da"*"ha sürecekti.

Anlaşma maddelerinden birine göre de, Arap kabilelerinden isteyen, istediği taraf katılacaktı. Dolayısıyla Huzaa kabilesi müslümanların, Beni Bekr kabilesi de müşrik Kureyş’in müttefiki olmuştu.

Hicretin sekizinci senesi, Hz. Peygamber (a.s.)’in elçisi, milletlerarası hukuk ve teamüller çiğnenerek, Bizans’ın Şam valisi tarafından öldürülünce, müslümanlar üç bin kişilik bir ordu hazırlayarak Bizans üstüne yürüdüler. Düşman çok büyük ve kalabalıktı ama, İslam Devleti’nin şerefi her şeyin üstünde olduğu için, bir tek müslümanın kanı bile bütün kafirlere bedel olduğu için, neye mal olursa olsun, bu terbiyesizlik cevapsız bırakılamazdı. Şam Valisi bu durum karşısında Bizans imparatorluğundan yardım isteyince, O da yüz bin kişilik ordusunu Suriye’ye çevirdi. Mute’de iki taraf arasında yapılan savaşta sayıca çok üstün olmalarına rağmen, Bizans tam bir üstünlük sağlayamamış, müslümanlar az bir kayıpla bu badireyi atlatmışlarda
Bu hadise Kureyş’in müttefiki Beni Bekr kabilesini cesaretlendirmiş, Şaban ayında Harem’de Huzaalılardan bir guruba saldırıp, yirmi üç kişiyi öldürmelerine sebep olmuştu. Huzaalılardan bir grup gelip, Hz. Peygamber (s.a.)’i durumdan haberdar ettiler ve, müttefik olarak ondan yardım istediler. Resulullah, müslümana yakışan bir vefakarlıkla, derhal Kureyş’e bir heyet göndererek ya öldürenlerin diyetini vermeleri ya Beni Bekr kabileleri ile müttefikliklerine son vermeleri, ya da Hudeybiye anlaşmasını bozulmuş say"*"maları tekliflerini iletti. Başlangıçta üçüncü şıkkı kabul ettiklerini bildiren Mekkeliler, hemen pişman olup, an"*"laşmayı sürdürmek isteklerini bildirmek için, alelacele Ebu Sufyan’ı elçi gönderdi. Medine’ye gelen Ebu Sufyan, önce kızı ve Hz. Peygamber (a.s)’in hanımı, müminlerin annesi Ümmü Habibe’nin yanma vardı. Hz. Peygamber (a.s)’in döşeğine oturmaya niyetlendi, ama kızı hemen döşeği altından çekip aldı. Ebu Sufyan, "Ey kızcağızım, bu döşeği benden mi, yoksa beni döşekten mi esir"*"giyorsun, anlayamadım." deyince, şu ibret alınacak cevabı verdi: "Bu Allah’ın Resulü’nün döşeğidir. Bir müşrik onun üzerine oturamaz."

Demek ki baban da olsa, müşriki müşrik görecek, ona göre dav"*"ranacaksın.
Bu cevap karşısında afallayan Ebu Sufyan, "Vi kızım, bu saygısızlığı sana yakıştıramadım. Benim evimden ayrıldıktan sonra sana bir hal olmuş" de"*"yince o, "Hak ve hakikati gözleriyle gördüğü halde, hala taşa-ağaca tapanlara saygı gösterilmez. Babacığım, senin gibi Kureyşlilerin ulusu ve yaşlısı olan bir zatın, İslam’dan uzak kalması şaşılacak şey" der.

Demek ki İslam-İman insanı çok değiştirir, onu babası bile tanıyamaz-İmanı bilmeyen, bu değişikliği an"*"layamaz, buna bir mana veremez. Hatta bunu bir büyü ve sihir zanneder. Hani günümüzde de İslamî endişelerden uzak bir hayat yaşayan aileler, bazan kızları veya oğulları İslamla tanışıp değişince, onları akıl hastanelerine yatırmaya kalkıyorlar ya, Ümmü Habibe annemizle, babası Ebu Süfyan arasındaki durum, bunun aynısı… Annemiz saygı ölçüsünü islamdan aldığı için, dini ve Peygamber saygısını, baba sevgi ve saygısından üstün tutuyor. Bunu ancak mü’min olanlar anlar.

Ebu Süfyan, "Yazıklar olsun sana! Demek senden bunu da işitecektim. Ben atalarımın tapa geldiklerini bırakıp da Muhammed’in dinine mi tabi olacağım?" deyip, ümitsizce oradan ayrıldı. Daha sonra anlaşmayı yenileyebilmek için Hz. Peygamber’in yanma gelip, O’ndan da umduğunu bulamayınca, yardımcı olsunlar diye, Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali ve onun çocuklarına gitti. Her birinden, kendisini himayelerine almalarını istedi. Ama hepsi de Peygamberin eman vermediğine, eman veremeyeceklerini, onu himayelerine alamayacaklarını, yani ona yardımcı ola"*"mayacaklarını söylediler. Böylece Hz. Peygamber’e olan bağlılıklarını gösterdiler;

Hz. Ömer (r.a.)’in "Tek başıma kalsam, küçücük bir karıncadan başkasını bulamasam, yine de ondan yararlanarak, sizinle savaşacakken, ben size şefaatçi olur muyum?" deyişi, Peygamber’e bağlılıktaki kararlılığı, kesin tavrı ve celadeti çok güzel anlatıyor.

Başlık : MEKKE’NİN FETHİ veya KALBİN FETHİ
Ekleyen : admin
Tarih : Mayıs 29, 2010
Izlenme : 1 Bugün: 1
Yorumlar : Yorum Yok
Kategori : Islam Tarihi

Yorumlar : Sende Yorum Yaz!



Sayfa URL :
BBC Code :
Stumble  FaceBook  digg    deli  blink  reddit  google 

tanismak
tanismak
Temmuz 28, 2010
islam dini sohbet odaları
Izlenme : 1 Bugün: 1
tanismak
tanismak
Temmuz 28, 2010
islam dini sohbet odaları
Izlenme : 1 Bugün: 1
hi
hi
Haziran 29, 2010
islam dini sohbet odaları
Izlenme : 1 Bugün: 1
İbni Sina ve Hocası
İbni Sina ve Hocası
Mayıs 29, 2010
Islam Tarihi
Izlenme : 1 Bugün: 1
Müslüman, örnek insandır
Müslüman, örnek
Mayıs 29, 2010
Genel
Izlenme : 1 Bugün: 1
İffet Abidesi - Hz.Meryem
İffet Abidesi –
Mayıs 29, 2010
Islam Tarihi
Izlenme : 1 Bugün: 1