Hz . Esma r.a., kızı Hatice’ye hamile idi. Ve yalnızdı. Eşi Zübeyr r.a. Allah Rasulü ile cihada çıkmıştı.
Yahudi bir komşu ise koyun kesip pişirmişti. Hz . Esma r.a. etin kokusunu aldı, canı çekti.
Dayanamadı, belki tattırır düşüncesiyle ateş istemek bahanesiyle komşusuna gitti. Eti görünce
isteği daha bir arttı. Aldığı ateşi söndürdü. Gidip evin hanımından tekrar ateş istedi.
Daha sonra evine geldi, oturdu ağladı, Allah’a yalvardı.
Bu sırada yahudi komşunun kocası eve gelmiş, eve birisinin gelip gelmediğini sormuştu.
Bir komşunun ateş istemeye geldiğini öğrenince hanımına:
- Bu yemekten ona da vermeden ben bir lokma yemem, dedi.
Böylece komşularına bir kepçe et gönderdiler.
Hz. Esma r.a. o kadar memnun kalmıştı ki, belki yeryüzünde hiçbir şey onu o
birkaç lokma etten daha fazla sevindiremezdi.
* * *
Uçurumların kıyısındayız.
Düşmekle kalkmak arasındayız.
İmtihandayız.
İmtihan içinde nice imtihanlar veriyoruz.
Açlıkla-toklukla, varlıkla-yoklukla, günahla-sevapla, ölümle-yaşamla imtihan oluyoruz.
“Biz sizi biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve mahsullerden yana eksiltme ile imtihan edeceğiz.
Sabredenleri müjdele.” (Bakara, 155)
|