Anlatırlar ki;
Zeliha, Yusuf’u zindana attırdıgı vakit onun ayrılıgıyla ardından yanıp yakılmaya baslamıs.
Hem kendisinden ayırmıs, hem hasretini çeker olmus.
Bu yüzden zaman zaman zindanı ziyarete gider, sureta " Hükümlüm kaçmıs olmasın! " diye kontrol eder, ama içten hasret giderirmis.
Eger Yusuf ‘u uyurken bulursa hücresinin önünde bekler, seyreder, uyanık bulursa azarlar, böylece yüzüne bakarmıs.
~*~
Nihayet bir keresinde sesini de çok özledigini fark etmis ve bir köle çagırıp, " Hemen simdi, Yusuf’u yere yık, adamakıllı kamçıla! Öyle vur ki ta uzaktan ah ettigini duyayım. " demis.
Köle emre itaate niyetlendiyse de Yusuf’un güzel yüzünü görünce kıyamamıs.
Hücrede bir post var imis, onu yere sermis ve baslamıs vurmaya.
Kölenin her kamçısında Yusuf mahsustan feryad etmekte, çıglık atmaktaymıs.
Zeliha ise bagırmaya devamda:
" Daha hızlı vur, adamakıllı vur! "
Nihayet köle Yusuf’a yalvarmıs:
" A günes yüzlü, Zeliha gelir de sırtında kamçı izi göremezse süphesiz beni öldürür. Omzunu aç, disini sık, bir kereceik olsun kaçmıya dayan! "
Yusuf elbisesini sıyırmıs.
Köle öyle bir vurusla vurmus ki Yusuf yere kapaklanmıs.
Zeliha, bu sefer Yusuf’un ah edisini duyar duymaz bagırmıs:
" Yeteeer!.. "